İçeriğe geç

Salatü Selam Örnekleri

Salatü Selam Örnekleri

Salatü selam örnekleri

(Allahumme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin el-müştemili alel hakâyiki.)

Allah’ım, Efendimiz Muhammed üzerine bütün hakikatlar ile O ’na salât ve selâm eyle. (1)

Bütün hakikatları kapsayan bir rahmetin tümünü istemek ve Hz. Pey-gamber’e bu çeşit salâtü selâm getirmek cidden üstün değer taşımaktadır. Bu ise, hem bize ve hem de O’na ait bir İlâhi bağışlamadır. Hakikat ikidir: Biri hakâik-i İlâhiye, diğeri hakâik-i kevniyedir. Hakâik-i ilâhiyeden murad, O’-nun bütün isimleridir. Bu isimlerin her birisinin şümûlü ayrı ayrıdır. İşte o isimlerin şümûlünce O’na salâtü selâm getirmek demektir.

Hakâik-i kevniye ise: Akl-ı evvelden insan mertebesine gelinceye kadar meydana gelen hakâik-i külliye ve cüz’iyedir. Resûlullah kâinatın efendisidir. Zira kendisi bizzat nurdur. Bütün esmâ ve sıfatlara haizdir. Onun için rûhen en evvel ve ceseden en son peygamber gelmiştir.

İşte hakikat-ı Muhammediye’den bir hakikat da bizleriz. Getirmiş olduğumuz salâtü selâmın bir faydası da bize aittir. Onun için yaptığımız bütün amellerin karşılığı bize aittir. Rabbimizin buna ihtiyacı yoktur. Salâtü selâmlarımız da aynı seviyededir. Cenâb-ı Hak: ‘‘Mahlukatı halkettim ticaret etsinler diye.” buyurdu. Demek oluyor ki, bütün yaptıklarımızda fayda bize-dir. Onun için hiç kimse diyemez ki: ‘‘Ben Allah’a namaz kıldım, O’nun için zekât verdim, oruç tuttum. Salavat getirdim.” Çünkü, bütün çalışmalar kula aittir, kul içindir. Buradaki kazanç mahlûkadır, Halika değildir. Öyle ise ey insan, sen sana hizmet et, sen sana. Sen sana ayna ol, sen sana. (1)

(Allahumme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedirı adede mâ ehâte bihi ilmüke ve mâ cerâ bihi kalemüke.)

“Allah’ım, kalemin câri olduğu ve ilmin ihata ettiği kadar Efendimiz Mu-hammed Mustafa’ya rahmet eyle, salât eyle. ”(2)

Bu salât, câmi’a ve manalı bir salâttır ve tek kelimelerden bir kelimedir. Her harf bir âyet ve her âyeti bir kitaptır. Kur’an’da “Ve ahsâ külle şey’in adedâ” vardır. Yani “Mevlâ herşeyin sayısını bilir.” Çünkü O’nun ilminde hepsi mevcuttur. Çünkü herşey O’ndandır, bilir ve anlar.

  • 1 İsmail Hakkı, Kitâbu’n-Necât, s. 273.
  • 2 İsmail Hakkı, age, s. 275.
Tarih:Değerli Bilgiler

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir